https://www.haberege.com.tr/yazar/berrin-gursoy-iplikci/yerel-dokunun-izinde-947-kose-yazisi
3. Yapı Biyolojisi Forumu geçtiğimiz günlerde Urla’da gerçekleşti. Bu senenin ana teması “İklim dostu, sağlıklı ve erişilebilir binalar “dı. Teknik bir paylaşım alanı olmanın ötesine geçerek kentin geleceğine dair önemli tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzun süredir yakından takip ettiğim ve özellikle “Konut edinme hakkı” bağlamında önemsediğim “Erişilebilir konutlar” forumda yeniden masaya yatırıldı. Ekonomi, planlama kararları ve mevzuat değişiklikleri ve benzerinin bireylerin barınma hakkı üzerindeki etkileri ele alınırken, konunun yalnızca bir barınma meselesi yanında sosyal, kültürel ve mekânsal bir bütünlük meselesi de olduğu bir kez daha görüldü.
Forumda dikkat çeken konulardan biri, son dönemdeki mevzuat
düzenlemelerinin mimarları nasıl zorladığıydı. Tasarım özgürlüğünü kısıtlayan,
yer yer tek tipçi bir yaklaşımı dayatan uygulamalar, mimarların sahada
karşılaştığı sorunlardan biri olarak öne çıktı. Elbette bunun genel ekonomi ile
de birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Ancak mimarlık, özellikle Urla gibi
güçlü bir yerel kimliği olan bölgelerde, doğa ile uyumun ve özgünlüğün aynı
anda var olabilmesini gerektiriyor.
İşte tam da bu tartışmaların ortasında, Urla’da uzun yıllardır yaşayanların
yakından bildiği bir örnek Doç. Dr. Ebru Bingöl tarafından yeniden gündeme getirildi:
Urla 544 Konutlar. Bingöl kendisi de bir dönem 544 Konutlar’ı deneyimlemiş
birisi olarak, hem yerel dokuya saygılı
iki katlı, hem de geniş bahçeli mimarisiyle dikkat çeken bu yerleşimi, sosyal
konut üretimine dair model bir proje olarak ele aldı.
Bugünün Urla’sı elbette o günkü Urla değil. Nüfus artışı, taşınmaz
değerlerinin yükselişi ve değişen yaşam biçimleri ilçenin dinamiklerini tamamen
başka bir noktaya taşıdı. 544 Konutlar sosyal konut olmaktan çıktı. Ancak
geçmişe döndüğümüzde, 544 Konutlar’ın hem erişilebilirliği hem mimari dili hem
de çevresiyle kurduğu ilişki açısından çarpıcı bir örnek olduğunu fark
ediyoruz.
Benim de bir dönem yaşadığım 544 Konutlar’da insan ölçeğinde tasarımın ve
komşuluk ilişkilerinin ne kadar kıymetli olduğunu birebir deneyimleme şansım
oldu. Konutun yalnızca bir “Mülk” değil, aynı zamanda yaşamın kurulduğu bir
sosyal zemin olduğunu hatırlatan bir yerleşimdi 544 Konutlar.
Bu örnekler bize önemli sorular yöneltiyor:
Yerel mimari dille bağ kuran projeler hâlen mümkün mü?
Erişilebilir konut üretimi piyasa dengelerinin gerisinde kalmaya mahkûm bir
ideal mi?
Kentsel dönüşümün, planlama kararlarının ve sosyal konut ihtiyacının bu
kadar yoğun biçimde hissedildiği bir dönemde kentlerimizin dokusunun korunması,
geleceği için hem ekonomik hem sosyal hem de mimari açıdan sürdürülebilir
modelleri konuşmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.
Urla’daki forum bu açıdan yalnızca geçmişe bakmakla kalmadı; geleceğin yapı
dilini, barınma hakkını ve yerelle uyumlu yaşam tasarımını yeniden düşünmemiz
için bir kapı araladı.
Berrin GÜRSOY İPLİKÇİ
Gayrimenkul Değerleme Uzmanı
Yorumlar
Yorum Gönder