Emlak Vergisi
Kanununun geçici 23’üncü maddesinde yapılan değişiklikle, 2026 yılı için
hesaplanacak bina ve arazi vergi değerlerinin, 2025 yılına ait vergi
değerlerinin iki katını geçemeyeceği hüküm altına alındı. Düzenleme ilk bakışta
mükellef lehine bir sınırlama gibi görünse de, uygulamada farklı yorumları
beraberinde getirdi.
Bazı
hukukçular, vergi değeri 100 TL olan bir taşınmaz için ödenecek tutarın en
fazla 200 TL olabileceğini savunurken, bazıları kanun metninden hareketle bu
tutarın 300 TL’ye kadar çıkabileceğini ileri sürüyor. Bu tartışma ister istemez
şu soruyu gündeme getiriyor: Yeni düzenleme ile rayiç değer üzerinden ödenen
emlak vergimiz azalıyor mu?
Öte yandan,
Emlak Vergisi Kanununun 29’uncu maddesinde yapılan bir başka değişiklikle,
sonraki yıllarda uygulanacak artış oranı “Yeniden değerleme oranının yarısı”
olmaktan çıkarılarak, doğrudan “Yeniden değerleme oranı”na bağlandı. Bu da,
ilerleyen yıllarda emlak vergisi artışlarının daha yüksek olacağını ortaya
koyuyor. Üstelik emlak vergisine esas rayiç değer; sadece emlak vergisinde
değil; tapu harcında, değer artış kazancında, kıymetli konut vergisinde,
veraset ve intikal vergisinde, bazı kamu taşınmazlarında ecrimisil hesaplarında
ve yine bazı belediye harç ve işlemlerinde aynen
kullanılıyor.
Ancak bana
göre asıl tartışılması gereken konu artış oranları değil. Türkiye’de bir
taşınmazın satış değeri başka, vergide esas alınan değeri başka, kamulaştırmada
ve teminat işlemlerinde dikkate alınan değeri ise bambaşka. Bu çoklu değer
yapısı, hem mülk sahipleri hem de kamu açısından ciddi bir belirsizlik ve
farklı vergi türleri için bambaşka sonuçlar yaratıyor.
“Vergiye esas
değer” adı altında, piyasa gerçeklerinden kopuk ayrı bir kavramın varlığı
sürdürülebilir değil. Bir taşınmazın gerçek piyasa değeri neyse, sistemde de o
değer görünmeli; vergi de bu değer üzerinden, adil oranlarla alınmalı.
Aksi halde
yapılan her yasal düzenleme, geçici rahatlamalar ya da yeni tartışmalar
üretmekten öteye geçmeyecek. Gerçek çözüm, geçici çözümler ile değil; şeffaf,
tutarlı ve adil bir değerleme ve vergi sisteminin kurulmasıyla mümkün.
Yorumlar
Yorum Gönder