https://www.haberege.com.tr/yazar/berrin-gursoy-iplikci/musteri-odakli-dusunmek-1079-kose-yazisi
Pazarlama
derslerinde yıllardır bize şu yaklaşım öğretildi “Müşteri odaklı düşün.”
Vatandaşı, tüketiciyi, insanı merkeze al. İhtiyacını anla, güvenini kazan,
sürdürülebilir bir ilişki kur. Teoride kulağa hoş gelen bu yaklaşım, pratikte
ise giderek başka bir yere evrildi. Bugün geldiğimiz noktada odak, çoğu zaman
“Bu ürün ya da hizmetten nasıl daha fazla kazanırız?” sorusunda kilitlenmiş
durumda.
Sorun da tam burada başlıyor.
Çünkü bu bakış açısı kısa vadede kâr hanesini
şişirse de, uzun vadede herkesin aleyhine işleyen bir zinciri tetikliyor. Karlılığı
artırmak için yapılan fiyatlamalarla, günümüzde genelde vatandaş, sistemin
yükünü taşıyan son halka hâline geliyor.
Yüksek enflasyon karşısında alım gücü düştükçe
tüketici harcamayı kısıyor, harcama kısıldıkça işletmelerin satışı düşüyor.
Satış düşünce yine fiyat artışı, yine daha fazla kazanma refleksi devreye
giriyor. Ve zincir kendi kendini besleyen bir kısır döngüye dönüşüyor.
Oysa pazarlamanın özü, sadece satış yapmak değil;
güven inşa etmek. Sürdürülebilirlik, müşterinin cebini zorlayarak değil, onunla
birlikte ayakta kalmayı başararak mümkün. Bugün göz ardı edilen bu gerçek,
yarının durgunluk günlerinde çok daha sert şekilde karşımıza çıkacak.
Yaşadığımız onca ekonomik problem yanında
kapımızda olan yalnızca ekonomik bir durgunluk değil; aynı zamanda bir güven
krizi. Vatandaş, artık satın aldığı ürün ve hizmetin fiyatını değil, o fiyatın
ne kadar adil olduğunu ve verdiği paranın karşılığını sorguluyor. Ve bu
sorgulama arttıkça, kısa vadeli kazanç üzerine kurulan her strateji, uzun
vadede kendi ayağına dolanıyor.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken:
Hedef uzun vadede sistemin işlemesini sağlamak
ise — ki öyle olmalı — insanı yok sayan hiçbir sistem, ne kadar parlak rakamlar
üretirse üretsin, kalıcı olamaz.
Yorumlar
Yorum Gönder