GAYRİMENKUL İNCELEMELERİNDE BİLİRKİŞİLİK UYGULAMALARI VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR





 İZGADER E-Bülten

GİRİŞ: GAYRİMENKULÜN HUKUKİ VE TEKNİK NİTELİĞİ

Gayrimenkul, yalnızca ekonomik bir varlık değil; aynı zamanda mülkiyet hakkı, kamu düzeni ve şehir planlamasıyla doğrudan ilişkili hukuki bir değerdir. Tapu siciline kayıtlı her taşınmaz, Anayasa’nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkının somut bir yansımasıdır. Bu nedenle, bir gayrimenkulün incelenmesi yalnızca fiziksel koşulların değil, aynı zamanda hukuki statünün de analizini gerektirir.

Bu süreçte bilirkişilik, adaletin sağlanmasında ve teknik bilgilerin mahkemeye doğru aktarılmasında temel araçlardan biridir. Tapu iptali, kamulaştırma, ecri misil, kira, katkı payı ve ortaklığın giderilmesi gibi davalarda bilirkişi raporu, mahkeme kararlarının dayandığı kritik teknik bir belgedir.

A. Bilirkişilik Uygulamalarında Güncel Yaklaşımlar

Bilirkişilik Kanunu ile Yönetmeliği, Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler- Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar ve rapor şablonları, bilirkişilik sürecinde standardizasyonu amaçlar. Ancak, raporun biçiminden ziyade içeriğin doğruluğu, teknik gerekliliği ve somut veriye dayanması esas alınır. Rapor formatları incelendiğinde öncelikle “Hâkimin Sorusunu sormasının ön planda olduğu görülmektedir.

Bilirkişi seçiminde, davanın niteliğine uygun alt uzmanlık alanlarının seçilmesi önem taşır. Örneğin Gayrimenkul değerlemelerinde yapılı taşınmazlarda; 17,01-Arazi ve Arsa Değerleme ile 17,02- Yapı ve Tesis Değerleme alt uzmanlıkları gereklidir. (Bilirkişilik Daire Başkanlığı 23.12.2025 tarihli duyurusuna göre; 17,01-Gayrimenkul Değerleme ile 17,02- Gayrimenkul Kira Değerleme olarak değiştirilmiş olup yeni listelerin 30 Haziran 2026 tarihinde ilan edilmesinin planlanması nedeni ile ilerleyen dönemlerde netlik kazanacaktır.)

Uygulamada sık karşılaşılan sorunlar arasında bilirkişinin bölgeyi yeterince tanımaması, teknik bilgi eksiklikleri, eksik evrakla rapor düzenlenmesi, hukuki yorumlara girilmesi ve raporların gecikmesi yer alır. Ayrıca heyet raporlarında yükün çoğu zaman tek bilirkişiye kalması, performans ölçüm sisteminin zayıflığı ve geçmiş tarihli değerlemelerde yalnızca TUİK Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne başvurulması, raporların güvenilirliğini azaltan etkenlerdir.

Bu nedenlerle, bilirkişilerin hizmet verdikleri bölgeyi coğrafi olarak sınırlı biçimde seçebilmesine olanak tanınması bilirkişinin özellikle geçmiş tarihli değerlemelerde sağlıklı bilgiye ulaşması açısından faydalı olacaktır. Ayrıca geçmiş tarihli değerlemelerde yalnızca Yİ-ÜFE endeksine bağlı kalınmamalı; TCMB’nin Konut Fiyat Endeksi (KFE) de dikkate alınmalıdır. Mahkemelerin bilirkişilere dosyayı eksiksiz (Örnek: Tapu kayıtları, imar durumu, emsal taşınmaz bilgileri vb.) teslim etmeleri de süreci sağlıklı hale getirecektir. Heyet raporlarında iş yükünün tek kişide toplanmasını önlemek için, her üyenin hangi bölümü hazırladığı raporda açıkça belirtilmelidir.

 

B. Gayrimenkul İncelemelerinde Araştırma Alanı ve Kurumsal Kaynaklar

Bir taşınmazın hukuki ve teknik statüsünün doğru biçimde saptanabilmesi için farklı kurumlardan bilgi alınması gerekebilir.

1.     Tapu Müdürlüğü: Mülkiyet, takyidat, irtifak, şerh ve beyanların incelenmesi vb.

2.     Kadastro Birimi: Parsel sınırları, ölçü, koordinat ve zemin tespiti vb.

3.     Belediye: İmar planı, ruhsat, iskân ve plan notlar vb.

4.     Tarım ve Orman Müdürlüğü: Tarımsal arazi sınıflaması, ürün verileri vb.

5.     Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü: Yapı kayıt belgeleri vb.

6.     Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu: Tescilli yapı, sit alanı vb.

7.     DSİ (Devlet Su İşleri): Taşkın riski, su kaynakları, sulama sahası vb.

Bu veriler bir araya getirildiğinde taşınmazın yasal uygunluğu, kullanım hakkı, çevresel riskleri ve değer potansiyeli belirlenmiş olur. Bu araştırmalar dava konusuna göre önem kazanmaktadır. Eksik yapılmaları nedeni ile, özellikle İcra ve Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurlukları satışlarında, ayıplı, -hatta yanlış gayrimenkulün satılması gibi istenmeyen durumlar karşımıza çıkabiliyor.

C. Değerleme Sürecinde Temel Sorgulamalar

Bir gayrimenkulün incelenmesi sonucunda dava türüne, taşınmazın niteliğine göre bilirkişilerin yanıtlaması gereken bazı temel sorular şunlardır:

  1. Taşınmazın konumu doğru mu, fiili kullanım ile tapu, kadastro kaydı örtüşüyor mu?
  2. Taşınmaz yasal mı, kaçak yapı veya imar dışı kullanım mevcut mu?
  3. Tapu veya belediye kayıtlarında kısıtlayıcı unsurlar var mı?
  4. Yapı, ruhsat ve projesine uygun olarak mı inşa edilmiş?

Bu sorulara verilen yanıtlarda kurum incelemeleri önem kazanır ve hem mülkiyet hakkının kapsamını hem de taşınmazın dava konusu içindeki yerini doğrudan etkiler. Örneğin, “Taşınmazın konumu doğru mu, fiili kullanım ile tapu ve kadastro kaydı örtüşüyor mu?” sorusu, sınır kayması, yol genişletmesi veya yanlış aplikasyon gibi durumlarda kritik önem taşır. Uygulamada, bir parselin sınırının yıllar içinde fiilen komşu parselin kullanımına geçmiş olması ya da tapuda görülen yolun yerinde hiç bulunmaması sık karşılaşılan örneklerdendir. Yine ortaklığın giderilmesi davasında fiilen kullanılan alan ile tapudaki hisselerin uyuşmamasının satış sonrası itirazlara neden olabildiğini görüyoruz. Başka bir dava türü olan geçit haklarında, geçidin genişliği veya konumu yanlış belirlenirse tescil sırasında sıkıntı çıkabildiğini görüyoruz. Bu örnekler çoğaltılabilir.

“Taşınmaz yasal mı, kaçak yapı veya imar dışı kullanım mevcut mu?” sorusu, özellikle ‘Elatmanın Önlenmesi, Yıkım (Müdahalenin Men’i, Kal)’, ‘İmar Kirliliği’ gibi bazı davalarda daha çok önem kazanabilir. Ruhsatsız yapılan eklentiler, sonradan alınan yapı kayıt belgeleri gibi durumlar yapının yasal statüsünü değiştirir. Örneğin, yalnızca depo ruhsatı bulunan bir yapının fiilen konut olarak kullanılması, değerleme açısından da hukuki açıdan da farklı sonuçlar doğurur.

“Tapu veya belediye kayıtlarında kısıtlayıcı unsurlar var mı?” sorusu, taşınmazın kullanımını sınırlayan irtifak hakları, geçit hakkı, koruma şerhleri vb. ya da kamulaştırma tahsisleriyle ilgilidir. Örneğin, parselin bir kısmı üzerinden enerji nakil hattı geçiyor olabilir veya 1. derece sit alanı içinde kalabilir; bu durumda taşınmazın kullanım kabiliyeti ve değeri doğrudan etkilenir.

Son olarak, “Yapı, ruhsat ve projesine uygun olarak mı inşa edilmiş?” sorusuna örnek vermek gerekirse: Ruhsatta iki kat olarak onaylanan bir binanın fiilen üç katlı hale getirilmesi ya da balkonların kapatılarak odaya dönüştürülmesi hem imar mevzuatına aykırılık oluşturur hem de değerleme sonuçlarını değiştirir.

Ç. Değerleme Yöntemleri ve Uygulama İlkeleri

Bilirkişiler, değerleme sürecinde ağırlıklı olarak üç yöntemi kullanır. Bilirkişilik Yönetmeliği’ne göre raporlara inceleme yöntemi yazılır.

Emsal Karşılaştırma Yöntemi: Benzer taşınmazların satış fiyatlarına göre kıyaslama yapılır. Kamulaştırma gibi gerçekleşmiş emsallerin önem kazandığı durumlarda İcra ve Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluklarının ihale satışlarından faydalanılabilir.

Maliyet Yaklaşımı: Yapının yeniden inşa edilme maliyeti ve yıpranma payı dikkate alınır. Özellikle büyük alanlı parsellerde sıkça kullanılır.

Gelir Yöntemi: Özellikle kira veya işletme geliri olan taşınmazlarda, net gelirlerin bugünkü değeri hesaplanır. Dava konusuna göre-örneğin işletmeci taraf değilse uygulanmayabilir.

D. Gayrimenkul Değerlemesi ile İlgili Sık Karşılaşılan Dava Türleri

Bilirkişiler, özellikle kıymet takdiri (Tapu iptali, önalım, alacak davaları), geçit hakkı, kısıtlı lehine işlemler, kira ve ecrimisil, mal paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, katkı payı, intifa hakkı ve kamulaştırma gibi konulardaki davalarda görevlendirilir. Her dava türü farklı hukuki altyapı ve teknik değerlendirme gerektirir.

 

E. Teknik Değerlendirmelerde Bazı Önemli Noktalar

Geçmiş tarihli kıymet takdirlerinde bilirkişinin arşiv ve mahkeme satış kayıtlarına erişimi (Sulh Hukuk Satış Memurluğu satışları vb.) raporun doğruluğu açısından önem taşır. Bunların bir kısmına UYAP üzerinden erişilebilmektedir.

Geçit hakkı davalarında parsel üzerinden geçen kısmın taşınmaz değerine etkisi oransal olarak hesaplanmalıdır. Bitişik konumda her taşınmazın değeri aynı olmayacağı gibi geçit irtifakının bir taşınmazın her kısmına etkisi de aynı olmayacaktır.

 Kira davalarında, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın kıyaslanmasında taşınmazların alanları ve ölçüm yöntemleri aynı esaslara göre belirlenmezse, emsalde eski yeni kiracı ayrımı yapılmazsa ciddi değer sapmaları ortaya çıkar.

Ecrimisil davalarında, hâkimin değerlendirme dönemini açıkça belirlemediği durumlarda, raporların sıkça gelen ek raporlarla temelinin zayıfladığını görmekteyiz. Bu nedenlerle öncelikle, bilirkişi seçimi için, taşınmazın türü- ne amaçla kullanılabileceği ve dava kapsamı doğrultusunda da talepler netleştirmelidir.

Kamulaştırma süreçlerinde heyetin en az üç kişiden oluşması gerekmekte; ancak fazla sayıda bilirkişi raporun niteliğini artırmamaktadır. Kamulaştırma Kanunu’nun 11. maddesi gereğince belirlenen kriterler uygulanırken arsa-arazi ayrımı çok fazla öne çıkmaktadır, ancak sadece değerleme yöntemini belirler. İrtifak kamulaştırmalarında, değer kaybında kullanılan formülü etkileyen katsayıyı belirlemesi açısından bu ayrım çok daha önemlidir. Ve yine kamulaştırmada emsal karşılaştırma yönteminde Düzenleme Ortaklık Payı (DOP) düzeltmesinde azami oran sabit değildir; bölgedeki DOP planı varsa dosyasına getirilmelidir. Taşınmazda olan kayıplar, çevre parseller, dava konusu parselin geçmişi çok iyi irdelenerek teknik açıdan çok iyi analiz edilmelidir.

 

F. Gayrimenkul Türlerine Göre Başlıca Değerlendirme Kriterleri

            Taşınmazların mahallindeki incelemeler yanında dava türüne göre;

  1. Arsalar: İmar durumu, yapılaşma hakkı, DOP kesintileri, tapu kayıtları vb. dikkate alınmalıdır. Bitişik parsellerin değerlerinin aynı olması gerekmez; imar koşulları, alan farkları bu farkı doğurabilir.
  2. Tarım Arazileri: Resmî yol bağlantısı, sulama imkânı, tarımsal imkanlar, sit durumu, tapu kayıtları vb. değerlendirilir.
  3. Konut ve İşyerleri: Ruhsat, iskân, mimari proje, yapı kayıt belgesi, kentsel dönüşüm durumu, imar durumundaki özel kısıtlar, tapu kayıtları, işyeri ruhsatlandırma süreçleri vb. incelenir. Bu unsurlar taşınmazın ekonomik değerini, dava türüne göre yasal geçerliliğini ve risklerini belirlemede doğrudan etkilidir.

 

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Bilirkişiler, yalnızca teknik bilgiye değil, bazı durumlarda Yargıtay içtihatlarına, bölgesel piyasa koşullarına ve sosyal bağlama da hâkim olmalıdır.

Doğru yöntemle hazırlanmış, gerekçeli ve ölçülebilir bir bilirkişi raporu; mahkemeye objektif veri sunar, tarafların haklarını korur, gayrimenkul hukukunun gelişimine katkı sağlar.

                                                                                               

 

KAYNAKÇA

6754 Sayılı Bilirkişilik Kanunu 24.11.2016 tarihli 29898 sayılı Resmi Gazete

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6754.pdf

2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu 08.11.1983 tarihli 18215 sayılı Resmi Gazete

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2942.pdf

2709 sayılı Anayasa 09.11.1982 tarihli 17863 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.2709.pdf

Bilirkişilik Daire Başkanlığı; “Bilirkişi Rapor Şablonları”,” “Bilirkişilerin Uyacağı Rehber İlkeler- Bilirkişi Raporlarında Bulunması Gereken Standartlar”, “Bilirkişilik Temel ve Alt Uzmanlık Alanları”

https://bilirkisilik.adalet.gov.tr/

UluslararasıDeğerlemeStandartları

https://tdub.org.tr/uploads/1713774623_7f198ca9cc737c27553d.pdf

Yorumlar