https://www.haberekspres.com.tr/savunma-hakki-mi-bilgiye-erisim-hakki-mi
Geçtiğimiz günlerde baroların ortak
açıklaması önemli bir tartışmayı yeniden gündeme taşıdı: Yargıda yapay zekâ
kullanılmalı mı?
Haklı bir kaygı var. Savunma
hakkı algoritmalara teslim edilemez. Adalet yalnızca veri işlemek değildir;
vicdan, yorum, deneyim ve insan muhakemesi gerektirir. Hukuk, “doğru cevabı
bulan makine” mantığıyla çalışmaz.
Buna itiraz etmek zor. Ama bugün
tartışmayı bazen yanlış yerden kuruyoruz. Çünkü artık “yapay zekâ gelsin mi
gelmesin mi” aşamasını geçtik. Yapay zekâ çoktan hayatın içine girdi. Vatandaş
da kullanıyor, öğrenciler de kullanıyor, şirketler de kullanıyor, doktorlar da,
mühendisler de…
Sorun: “Bu dönüşüm karşısında
uzmanlık nasıl yeniden tanımlanacak?”
Çünkü uzmanlık hiçbir zaman
yalnızca teknik metin üretmek değil. Bir avukatın değeri dilekçe yazmasında
değildir. Müvekkilin krizini yönetmesinde, doğru stratejiyi kurmasında, karşı
tarafın hamlesini öngörmesinde, mahkeme psikolojisini okuyabilmesinde, bazen
doğru sözü söylemeyi değil- yanlış sözü söylememeyi bilmesinde…
Aynı durum başka meslekler için
de geçerli. Muhasebeci sadece hesap yapan kişi değildir. Doktor sadece tahlil
okuyan kişi değildir. Öğretmen sadece bilgi aktaran kişi değildir. Gazeteci
sadece metin yazan kişi değildir.
Yapay zekâ, mesleklerin mekanik
kısmını hızlandırıyor. Ama insan tarafını ortadan kaldırmıyor. Belki daha
görünür hale getiriyor.
Buradaki çelişki;
Pek çok alanda bir yandan yapay
zekâya karşı çıkılıyor. Öte yandan aynı sistemler milyonlarca metin, içtihat,
dilekçe, akademik içerik ve benzeri ile besleniyor. Yani bilgi üretilirken
sisteme aktarılıyor ama vatandaşın bu bilgiye erişmesi sakıncalı görülüyor.
Bu ister istemez şu soruyu akla
getiriyor: Sorun gerçekten yapay zekâ mı, yoksa bilginin demokratikleşmesi mi? Çünkü
tarih boyunca uzmanlık, biraz da bilgiye erişim avantajıydı. Bugün o duvarlar
zayıflıyor. İnsanlar artık temel hukuki bilgiye, temel finans bilgisine, temel
sağlık bilgisine birkaç dakika içinde ulaşabiliyor. Bu durum uzmanlığı
değersizleştirmiyor. Sadece uzmanlığın seviyesini yükseltiyor. Artık insanlar
dilekçe yazmak gibi işleri yapabilen değil, karmaşık durumları çözebilen uzmanları
arayacak.
Belki de geleceğin güçlü
meslekleri; bilgiyi saklayanlar değil, bilgiyi yorumlayanlar olacak. Çünkü
yapay zekâ çağında herkes bilgiye yaklaşabilir. Ama herkes muhakeme kuramaz. Herkes
veri bulabilir.
Ama herkes sorumluluk alamaz.
Yorumlar
Yorum Gönder