https://www.haberekspres.com.tr/yapay-zeka-her-seyi-biliyor-da-biz-neyi-biliyoruz
Geçenlerde çok
değerli bir hocamızın yapay zekâ üzerine yazdığı paylaşımı okudum. Özetle
diyordu ki: Yapay zekâya yaslanıp ahkâm kesmek, kahvehane köşesine yaslanıp
racon kesmeye benzemez:)
Altına eşim
şöyle bir yorum yazdı:
“Yapay zekâ
kullanımı sonrası herkes kendini uzman zannetmeye başladı.”
Gerçekten de eskiden
herkes gazeteci değildi. Bir haber yazmak için haberin peşinden koşmak, kaynak
araştırmak, doğrulamak, bazen birkaç kişiyi aramak gerekirdi.
Şimdi? Yapay
zekaya konuyu ver. “Bana bununla ilgili etkileyici bir yazı hazırla.” biraz da
“Linkedln diliyle”, “Samimi ama profesyonel”, “Çarpıcı ama sade” de. AI sana
uzmanlık!
Herkes
gazeteci. Herkes akademisyen. Herkes hukukçu. Herkes şehir plancısı. Herkes
ekonomist.
Vahim olan: Konu
hakkında hiçbir şey bilmeden yapay zekâya güvenmek. Çünkü yapay zekâ size çok
güzel cümlelerle yanlış bilgi verebilir. Yanlış olduğunu anlamanız için önce
doğruyu bilmeniz gerekir. Bilmediğiniz bir konuda yapay zekâdan aldığınız
bilgiyi nasıl teyit edeceksiniz?
Ve son
zamanlarda herkes biraz da yapay zekâ geliştiricisi. Yapay zekâya iki soru
sorup, üçüncü soruda yapay zekânın cevabını, konuyu bilmeden düzeltmeye
başlayanlar bile var. İşin en trajik kısmı, yapay zekâ bu
düzeltmeleri doğru kabul edip cevabını buna göre değiştirebiliyor.
Üstelik son
zamanlarda hepimiz aynı tornadan çıkmış gibiyiz. Aynı cümleler…Aynı kelimeler…
“Belki de asıl
mesele…”, “Tam da burada şu soruyu sormamız gerekiyor…”, Bir de sonuna: “Unutmayalım…”
ve kesin cümleler ekleyince tamam. Yapay zekâ destekli yazımız hazır.
Görseller de
ayrı bir sorun. Bir yönetmeliği veriyorsunuz. Yönetmeliğin tamamını tek görsele
yazıp, sıkıştırıyor. Bir köşede bina. Yanında ağaç. Önünde insan. Üstünde
birkaç ikon. Biraz da güneş ışığı.
Bir görseli
yapay zekâ hazırladıysa herkesin yaptığı paylaşım birbirine benziyor. Sanki
bütün dünya aynı grafik tasarımcının elinden çıkmış. Oysa ki önemli bir konuyu
anlatmak için tek bir sade fotoğraf, birkaç sade, çarpıcı ama bilgiye dayalı
cümle on tane cafcaflı yapay zekâ görselinden daha etkili olabiliyor.
Einstein'a
atfedilen bir söz var: “Bir şeyi altı yaşındaki bir çocuğa anlatamıyorsanız,
siz de anlamamışsınızdır.” Şimdilerde galiba bunun yeni versiyonunu yaşıyoruz:
Bir konuyu gerçekten bilmiyorsanız, yapay zekâya yazdırıp bir de infografik
yaptırıyorsunuz. Sonra herkes anladığınızı sanıyor. Siz de dahil.
Son zamanlarda
benim yapay zekâ ile en ilginç deneyimim ise mesleğim gereği gayrimenkul
değerleme alanında oluyor. Bazen bir raporu hazırlamak günler, hatta haftalar
sürüyor. Emsaller araştırılıyor. Tapu kayıtları inceleniyor. İmar durumu
değerlendiriliyor. Plan notları okunuyor. Taşınmazın konumu, fiziksel
özellikleri, hukuki durumu, piyasa koşulları ve daha pek çok unsur birlikte ele
alınıyor. Sonra rapor hazırlanıyor.
Derken
müşteriden bir geri dönüş geliyor: “Biz raporu yapay zekâya kontrol ettirdik,
üstelik yeni emsaller de buldu” (!)
Yapay zekâ
rapordaki bir sayısal tutarsızlığı yakalayabilir. Bir yazım hatasını bulabilir.
Bir hesaplamayı yeniden yapabilir. Bunlar kıymetli. Ama benim raporumun neden o
şekilde kurgulandığını, hangi emsalin neden seçildiğini, hangi verinin neden
diğerinden daha önemli olduğunu, piyasanın o taşınmazı nasıl algıladığını,
hukuki ve ekonomik unsurların değer üzerindeki etkisini her zaman anlayamaz. Raporun
arkasındaki muhakemeyi göremez. Bir değerleme raporunu sadece metin olarak
okur. Ama değerleme, sadece yazılanlardan ibaret değil. Bazen de uzmanlık,
neden bir şeyi yazmadığınız ve bir emsali neden kullanmakta tereddüt ettiğiniz.
Yapay zeka bu konularda fazlaca özgüven taşıyor.
Yapay zekâdan
korkmuyorum. Aksine, çok da faydalı buluyorum. İşimi hızlandırıyor. Araştırmayı
kolaylaştırıyor. Metinleri düzenliyor. Fikir veriyor. Bazen benim aklıma
gelmeyen bir şeyi düşündürüyor. Ama onu uzmanlığın yerine koymuyorum. Yapay
zekâ benim için bir yardımcı. Bir araç. Bir otorite asla değil. Bir hızlandırıcı.
Ama bir uzmanın muhakemesinin yerini tutamaz.
Yapay zekânın
çok şey bilmesi değil, insanların bilmediği konularda yapay zekânın
söylediklerine inanması ve yapay zekânın yazdığı metni kendi bilgisiymiş gibi
sunması bana göre şimdiden çok büyük sorun olmaya başladı.
İkinci sorun da
yapay zekâ ile yazılmış metinlere adeta bir otorite yazmış gibi, okuyanların
inanması. Yapay zekâ yazdıysa, sadece yazmıştır. O kadar. Gerisini yine
insanın kontrol etmesi gerekir. Yapay zekâ size bir yönetmeliği özetleyebilir. Ancak
önceki sonraki yönetmelik ve kanunlarla, hatta uygulamalarla sizin bağlantı
kurmanız gerekir. Bir mahkeme kararını bulabilir. Ama kararın hangi koşulda,
kendi özelinde hangi olay için alındığını sizin anlamanız gerekir. Bir yazı
yazabilir. Ama o yazının gerçekten bir şey söyleyip söylemediğine yine insan
karar verir.
Kısacası yapay
zekâ değil, yapay zekâyı kullanırken aklımızın nerede olduğu gelecekte daha
büyük bir problem olacak gibi görünüyor. Çünkü teknoloji gelişirken insanın
bilgisine daha az değil, belki de daha çok ihtiyaç duyacağız.
Yapay zeka
nereye kadar gelişir bilemem ama, galiba önümüzdeki yıllarda en değerli insan;
yapay zekâyı en iyi kullanan değil; Yapay zekânın sunduklarını doğru analiz
edebilen insan olacak.
Yorumlar
Yorum Gönder