Gerçekten daha
kurumsal yapılar mı oluşturuyoruz, yoksa kurumsallığın dilini ve görüntüsünü taklit
mi ediyoruz?
Kurumsallık
çoğu zaman yönetmelikler, prosedürler, organizasyon şemaları ve kalite
belgeleriyle özdeşleştiriliyor. Oysa bunlar, kurumsal yapının yalnızca görünen
yüzü. Önemli olan; kararların hangi ölçütlerle alındığı, yetkinin nasıl
kullanıldığı, denetimin ne kadar bağımsız olduğu ve kişilere göre değişmeyen
bir yönetim anlayışının yerleşip yerleşmediği.
Bir kurumun ya
da şirketin gerçekten kurumsal olup olmadığı, işler yolunda giderken değil;
kriz dönemlerinde daha net ortaya çıkıyor. Kuralların zor zamanlarda da uygulanabildiği,
kişilerin değil ilkelerin belirleyici olduğu yapılar ayakta kalıyor.
Günümüzde
birçok kurumda karar süreçlerinin yazılı olduğu görülüyor. Ancak uygulamaya
bakıldığında, bazı kararların hâlâ kişisel tercihlerle şekillendiği de bir
gerçek. Yönetim kurulları oluşturuluyor; fakat farklı görüşlerin özgürce dile
getirilemediği ortamlarda bu kurulların varlığı tek başına kurumsallığı
göstermiyor. Performans sistemleri kurulabiliyor; ancak liyakat yerine kişiye
sadakat öne çıktığında sistemin güvenilirliği zedeleniyor.
Elbette
istisnalar var. Gerçek anlamda kurumsallaşmayı başarmış, yöneticileri değişse
bile aynı ilkelerle çalışmaya devam eden kurumlar ve şirketler de bulunuyor. Bu
yapıların ortak özelliği, kuralların kişiler için değil, herkes için geçerli
olması ve yöneticinin de çalışanın da aynı sistemin parçası olması.
Kurumsallığın
yalnızca özel sektörün konusu olduğu düşünülmemeli. Kamu yönetiminde de aynı
ilkeler geçerli. Şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adalet; yalnızca
şirketlerin değil, toplum adına hizmet üreten bütün kurumların güvenilirliğini
belirleyen temel unsurlar. Kurumsal yapı güçlendikçe kişilere duyulan güven
değil, sisteme duyulan güven artar.
Son yıllarda
kurumsallık kavramının yatırımcı güveni, finansmana erişim ve uluslararası
rekabet açısından da önemli bir değer haline geldiği görülüyor. Bu nedenle
birçok kurum ve işletme kurumsal kimliğini geliştirmeye çalışıyor. Bu çabanın
kalıcı olabilmesi ise kurumsallığın yalnızca görünürde değil, karar alma
kültürünün bir parçası hâline gelmesine bağlı.
Kurumsallık,
tabelada ya da tanıtım dosyasında değil; günlük kararların içinde. Bir
yöneticinin değişmesiyle sistem de değişiyorsa, kurumsallıktan değil, kişiye
bağlı yönetimden söz edilir. Oysa ki kurumsal yapı, kişilerin değil ilkelerin
ayakta kalmasını sağlayan, insanlar değişse bile güvenin değişmemesini sağlayan
yönetim anlayışıdır.
Yorumlar
Yorum Gönder